Ünlü şair ölümünün onuncu yılında mezarının başında okunan şiirler ve üzerine bırakılan çiçeklerle anıldı. Şenliklerin tekrar başlamasıyla, mezarlıkta şarap içilmesi skandalı da tekrar ortaya çıktı. Bu yılki anma töreni, şairin mezarına şarap dökülmeden gerçekleşse de Datçalılar Can Yücel hayranlarının ölüm yıldönümü öncesinde ve sonrasında mezarlığı ziyaret ettiğini ve mutlaka şarap getirdiklerini iddia ettiler ve bu durumun önüne geçilmesini istediler.”
Tarih 2011. Yaşları 60-65 civarlarında iki bayan otostop çekiyor. Ama otostop değil de sanki acil yardım tavırlarıyla, kollar yukarıdan aşağıya hızlı hızlı iniyor. Yaşlıca iki bayanı panikle otostop çekerken görüp durmamak insanlık dışı. Araç duruyor ve soruluyor “ nasıl yardımcı olabiliriz?”. Yaşlı bayanın birisi kendinden emin ve “dünyayı kurtaran adam” edasıyla cevap veriyor.
“Can Yücel'in mezarına gidiyoruz. Bizi götürür müsünüz?”
Götürür müsünüz derken aslında alacağı cevaptan o kadar emin ki? Can Yücel'in mezarına gidiyorlar, götürmemek mi! Yok canım daha neler!
Araçtaki başka bir yere gideceğini işaret ederek : “Biz başka yoldan gidiyoruz teyze” cevabı o kadar şaşırtır ki yaşlı bayanları. Can Yücel'in mezarına götürmüyorlar. Kesin bunlar dincidir edasıyla hareket eden aracın arkasından bağırarak söyleniyorlar.
“Belli belli sizin yolunuz başka”
Faşizm kokan bu sitem, Madımak otelini yakanların bağrışlarını anımsatıyor.
Datça'yı Yellowstone Milli Parkı olarak görüp onlara saygısızlıkta bir sakınca görmeyen o büyük şehirliler, o entelektüel kimlikleriyle gurur duyanlar, o demokratik insanlar. İşte o güzel Türkiye'mizde özgürlüklerin savunucuları olduğunu söyleyenler! Kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayanlar!
Gerçek aydınları tenzih edip diğerlerine sormak gerekir:
Müslüman mezarlığında şarap dökülmesine sadece uyarı levhası asmayı uygun gören Datça'ya Yellowstone muamelesi yaparken hiç düşündüler mi? Acaba Can Yücel'in mezarı Sivas'ta olsaydı ve vasiyeti yine aynı olsaydı mezarına şarap dökebilecek bir yiğit çıkar mıydı?

