Fakat işler öyle tek bir pencereden bakıldığı gibi değil. Dünya’nın en büyük adalet sarayı, en azı 4, en fazlası 19 kat ve birbirleriyle bitişik konumdaki 19 bloktan oluşuyor. 37 bin ton demir, 65 bin metrekare su yalıtımı, 180 bin metrekare granit, 170 bin metrekare doğal granit, 73 asansör, 48 yürüyen merdiven, yangın çıkışı için 1450 çeşit kapı, 2500 araçlık kapalı otopark alanı bulunuyor. Adalet Sarayı’nda 326 duruşma salonu, 267 savcı odası, 442 hakim odası, 354 kişilik konferans salonu, 4 adet 50’şer kişilik seminer salonu bulunuyor. Bu rakamlar hakikaten inanılmaz gözüküyor, çok etkileyici birde bu yapının Türkiye Cumhuriyetine maliyeti 237 milyon 960 bin liracık kadar.
Türkiye’nin maddi durumunu incelediğimizde ekonomik krizin hükümeti gerçektende teğet geçtiğini görüyoruz. Bir spor kulübü için devletin tokisi 200 milyon dolar harcayabiliyor. Ancak son zamanlardaki örneklerden bir tanesi olan ‘’İnsanlık anıtı’’ gibi sanatsal bir yapı için harcanan tutarla Kars şehri için iş imkanı yaratılabilirdi deniyor.Sanki bahsedilen şehir Türkiye’nin bir parçası değilmiş İstanbul’a harcanan paralar oralara harcanamazmış gibi. Çelişkilerin bitmediği güzel ülkemizde bir işçinin aldığı bilinen yani alması gereken asgari ücret olarak tabir ettiğimiz maaşı 796,50 TL.- ‘dir.
Ayrıca ülkemizin pek çok vatandaşı Adalet Sarayı’nın hayırlı olacağını, Türkiye’nin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Hatta Başbakanımız ‘’Geciken adalet, adalet değildir. Kararlar süratli verilsin ama iki dakikada dosya incelemesi de olmasın’’ diyor ve haklı bir yaklaşımda bulunuyor. Ancak bütün bunlar için Milyonlar verilerek Adalet Sarayları yaptırmanın ve zam üzerine zam yaparak enflasyon yaratmanın bir anlamı yok çünkü sistemdeki bozukluğunu isterseniz altın kaplı bir odada tartışın bir şeyleri yada en önemlisi düşünce şeklinizi yenilemediğiniz sürece bir faydası olmaz.
Eğer İstanbul için büyük bir şeyler yapmak istiyorsak Büyükada’da bulunan Avrupa’nın en büyük tek parça ahşap yapısı 23 bin 255 metrekarelik arazide 5 katlı bir ana bina ile iki katlı bir yan binası olan ve çürümeye bırakılmış Eski Rum Yetimhanesini kurtararak daha farklı alanlara da önem verdiğimizi gösterebiliriz ve bu ülkemizde bulunan önemli fakat korunmayan tarihi yapılardan bir tanesidir.
Son olarak şunu da belirtmek isterim ki Hangi ülke için ne eksikse, o eksiklik için bir şeyler yapılır, yapılmalıdır ve adalet eksikliğimiz ile Dünya’nın en büyük adalet binasını yaptırdığımız için ne kadar gurur duymamız gerektiğine kendimce bir açıklama getirmek istedim. Vakit ayırdığınız için Teşekkür ederim.

