Datça Ve Can Yücel

Datça Ve Can Yücel

Can Yücel- Datça Sevdası

Can Yücel Tarihçesi: 21 Ağustos 1926  yılında doğan Can Yücel Türkiye’nin ünlü şairlerindendir. Babası olan Hasan Ali Yücel Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Milli Eğitim Bakanıdır. Can Yücel şairliğinin yanı sıra Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik , elçiliklerde çevirmenlik ve turistik yerlerde rehberlik yapmıştır.

Can Yücel’in 1962’de İngiltere’de bulunduğu sırada 1709 yılından kalma Latin harfleriyle basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması ülke genelinde yankı uyandırmıştır.

Türk Edebiyatının ‘Can Babası’ olarak anılan Can Yücel döneminde yazdığı taşlamaların yanı sıra siyaset meseleleriyle ilgili yazdıkları ve söyledikleri ile de gündem yaratmıştır. Can Yücel şiirlerinde genellikle argo  ve sokak ağzı kullandığı için edebiyatta ayrı bir yere sahiptir. Can Yücel ailesine çok bağlı ve onarlı çok seven bri şairdir.  Ailesine olan düşkünlüğü eserlerine de oldukça yansıtmıştır. Tabi Can Yücel’in tek düşkünlüğü ailesi değildir.

Can Yücel Ve Datça

Datça’ya olan sevdasını da bilmeyen yoktur . Datça; Türkiye’nin  Muğla iline bağlı 13 ilçesinden en önemli olanlarından biridir.Datça koyları, 235 km’lik sahil yolu ve tarihi ile turizmin gözbebeklerindendir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bu yerde halk geçimini en çok arıcılık, zeytincilik ve turizmden kazanmaktadır. Halkı ikilimi gibi güzel, sevecen ve misafirperverdir. Halkına Can Yücel’le ilgili bir soru sorulsa 7 den 70 e hepsi konuşmak için sıra bekler.

Datça’yı çok seven ve bunu dile getiren Can Yücel’i halk o kadar bağrına basmıştır ki herkes Datça lafı geçince ucunun Can Yücele dayanacağını kestirebilir. Bu karşılıklı sevgiye hayran olmamak elde değil.

Yöreye ait ağız  ile konuşan halk insana Can Yücelin ‘ulan!’ söyleyişlerini akla getiriyor. Can yücel İstanbul da doğup orada vefat etse de vasiyeti üzerine Datça’ya defin edilmiştir.

İlginç Vasiyet: Can Yücel ölümünün ardından her ölüm yıldönümünde mezarına şarap dökülmesini istemiştir. Şairin bu talebi nedeni ile cenaze töreni yapılmamıştır.

Şairin vasiyeti üzerine ölüm yıl dönümlerinde mezarının üstüne şarap dökülmek istenmiştir. Elbette ki yöre halkı da dahil kimse buna izin vermemiştir. Bunu duyan birkaç protestocu mezarı yağmalamaya kalkmıştır, şairin mezar taşı bu sebepten kırılmıştır. Mezarı harabeye çevirebilirler fakat unutulmamadır ki hazineler harabelerde olur.

Şairin yaşadığı ev bugün müze halindedir ve ziyarete açıktır.